Paris etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Paris etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Eylül 2013 Cuma

Azzedine Alaia Retrospective


Kalan son coutirier'lerden biri olarak anılan Azzedine Alaia, Paris Museé d'Art Moderne'de  Oliver Saillard kuratörlüğünde düzenlenen ilk retrospektif sergisi ile karşımızda.


Kadın vücudunun yeniden tanımlanması, body-con'un doğuşu, kusursuz ağır trikolar ve bir dönemin tüm ikonlarının peşinde olduğu lüks materyallerin bir araya gelmesi ile ince uzun bir silüet oluşturmak için gerekli her şeyi yapan Monsieur Alaia'nın her biri birer sanat eseri niteliğindeki parçalarını bir arada, modern sanat eserleri arasında görmek daha da vurucu bir etki yaratıyor.


Hiç bir zaman moda dünyasının kurallarına uymamış, koleksiyonlarını moda haftaları sırasında sergilemeye bile çalışmamış, hatta bazı sezonlarda hiç koleksiyon çıkarmamış, çıkardıklarını da moda haftaları bittikten sonra ya da başlamadan önce sunmuş olan, kalıpların çok dışındaki, Grace Jones ve Tina Turner'a hitap ederken Rihanna'ya ve Lady Gaga'ya da hitap etmeyi başaracak kadar yenilikçi bu moda dahisinin, sergiye özel 3 yeni parçası ile birlikte, tüm tarihine tanık olmak isterseniz 26 Ocak 2014'e kadar Paris'e yolunuz düşerse mutlaka Museé s'Art Moderne'e uğrayın.


10 Aralık 2012 Pazartesi

Pazartesi Sendromuna Tatil: Le Notre Dame Paris by Christian Lacroix

Kış artık hepimizi ele geçirdiğine göre tatil hayalleri kurmak daha da tatlı geliyor. Bu hafta Paris'teyiz. Hem de en güzel yerinde, Notre Dame Katedralinin hemen yakınında, Le Notre Dame'dayız. daha önce bu köşede incelediğimiz Hotel Bellechasse ve Hotel du Petit Moulin'ı elden geçirmiş olan Christian Lacroix ise bu şaheserin yaratıcısı.


Notre Dame manzarası, Lacroix'nın "more is more" anlayışı, Paris ve orta çağ kökleri bir araya gelince son derece renkli ve modern ve tarihinin bir araya geldiği tam anlamıyla eklektik bir otel ortaya çıkmış. Lacroix'nın bu otel işindeki başarının moda işindekinden çok daha müthiş olduğunu düşünüyorum.


Her biri birbirinden farklı 26 odadan oluşan otelde odalardan mobilyaların tamamını da çıkarsanız sadece duvarlarda kaneviçe işi gibi duran kağıtları ve yerlerdeki orta çağ malikanelerindeki taşlara benzeyen halılarıyla sizi yine de büyüler.


Otele alçak tavanlar ve çatı pencereleri de inanılmaz sıcak bir hava veriyor. Bunun dışında çok kocaman suitelerde kalmayı seviyorsanız Le Notre Dame size göre değil. Ama eğer Paris'te tarihi ve aynı zamanda da lüks bir yerda kalmak isterseniz burası biçilmiş kaftan. Ayrıca yine Ritz Paris'te Coco Chanel Suite'te kalarak vereceğiniz 4500 Euro ile karşılaştırdığınızda Le Notre Dame'ın 200 Euro'luk fiyatı çok daha makul gelecektir.

12 Kasım 2012 Pazartesi

Pazartesi Sendromuna Tatil: Coco Chanel Suite in Ritz Paris



Şimdi hayal kuruyoruz: Paris Haute Couture moda haftasında arka arkaya bir sürü defileye gideceğiniz bir tatil sizi bekliyor. Tasarımcıların son koleksiyonlarından parçalarla dolu monogram bavullarınız hazır. Paris'te after partylerden de boş zamanınız kalamayacağı ve ciddi ciddi yorucu bir hafta geçireceğiniz için de size kendinizi gerçek bir moda kraliçesi gibi hissettirecek bir yere ihtiyacınız var. Bir de ufak not: Günlük 4300 Euro gibi astronomik bir rakamı da vermeye hazırsınız...



Bu durumda sizi Matmazel Coco Gabriel Chanel'in 37 yılını geçirdiği, kendi zevkine göre döşediği, antikalarla doldurduğu muhteşem suitinde Place Vendome manzarası ile baş başa bırakabilirim. Coco'nun kullandığı zamandan bu yana muhafaza edilen odaya Matmazel'in fotoğrafları da duvarları süslüyor. Özellikle meşhur şöminesi görülmeye değer.



Daha önce Kate Moss'un, Vogue ile yaptığı Haute Couture çekimlerinden birinde detaylıca gördüğümüz suit, aslında lüksün tanımı gibi. Özellikle banyosundaki pembemsi mermerler ve sonsuzluk hissi veren aynalarla tüm planlarınızı unutup sadece kendinizi şımartmak isteyebilirsiniz. Girişindeki Chanel arması ise beyaz mermerlerle bir araya gelince müthiş görünüyor.


Söylediğim gibi Matmazel Chanel'in yatağında yatmanın bedeli 4300 Euro. Yaşayacaklarınız ise paha biçilmez olabilir.



17 Eylül 2012 Pazartesi

Pazartesi Sendromuna Tatil: Hotel Bellechasse by Christian Lacroix

Moda evinin neden battığını artık daha iyi anladığım Christian Lacroix, ikinci kez Pazartesi Sendromuna Tatil köşemize konuk oluyor. Daha önce, yine Paris'te bulunan Hotel du Petit Moulin gözüme takılmıştı. Şimdi de yine çok şirin bir otel olan Hotel Bellechasse'i inceleyeceğiz.


Öncelikle Lacroix gibi bir couture, işleme ve desen ustasından minimal bir alan tasarlamasını beklemek en kibar tabirle saflık olur. Bu yüzden Paris'in St Germain bölgesindeki bu küçük otele de girer girmez, kadifeler, brokarlar ve mücevher tonlarıyla küçük çaplı bir zaman yolculuğu yapacaksınız.


37 odalı bu bu otelde de her oda birbirinden farklı olarak tasarlanmış. Ama otelin geneline ters hiç bir oda yok. En desensizi bile bayrak kırmızısı rengine boyanarak şov yapmış denilebilir.


Tipik bir Paris dairesi gibi küçük odalardan oluşan bu otelde duvar süslemeleri çok büyük önem kazanıyor. Bazıları sizi kelebeklerin arasına götürürken diğerleri antik şehirlere yolculuk yapmanıza sebep olabilir. Her gittiğinizde farklı odalarında kalarak her seferinde farklı deneyimler yaşayabilirsiniz.

8 Mart 2012 Perşembe

Paris Fashion Week: Louis Vuitton

Bazı insanlar vardır tamamen özgür oldukları kendi işlerini yaparken ortaya çıkan iş, bağlı oldukları bir yer varsa ortaya çıkan işten daha kötüdür. Karışık cümlemi açmak gerekirse: Bir mimar düşünün... Parasını alıp sipariş üzerine yaptığı binaların, kendi zevki için yaptığı, ailesiyle beraber yaşayacağı binadan daha güzel olması durumu gibi...
Marc Jacobs'ın kendi markaları (Marc Jacobs ve Marc by Marc Jacobs) için yaptıkları iş ve Louis Vuitton için yaptıklarını karşılaştırdığımda naçizane böyle bir duyguya kapılıyorum. Her sene Louis Vuitton'da ortaya koyduğu iş o kadar dikkat çekici oluyor ki Marc Jacobs markası bu başarının gölgesinde kalıyor sanki...

Bu sene de defilesi ile cidden ağzımı açık bıraktı Louis Vuitton. İnanılmaz bir defileydi... Parçalar da son derece güzeldi (yine şurada bahsetmiş olduğum o korkunç boy etekler vardı). Fotoğraflarla anlatılamayacağını düşündüğüm için sizi defilenin videosuyla baş başa bırakıyorum:

13 Ocak 2012 Cuma

Eva Mendes - Ryan Gosling

Yeni sayılabilecek çiftlerden Eva Mendes ve Ryan Gosling beni çok üzüyor. Bu ne kadar uyumsuz bir çift tanrım. Hayır yaş farkını filan da geçtim, şahsen çok beğendiğim Ryan Gosling'in, yamuk burunlu Eva Mendes ile beraber olması içimi acıtıyor.

Dahası tarzlarını da hiç yakın bulmuyorum. Eva sanki bir assolist, Ryan sanki yaramaz bir çocuk. Tam olarak nasıl bir ortak noktada buluştuklarına da anlam veremedim.


En son Paris seyahatlerinde o kadar çok fotoğrafları çekilmiş ki, onlarla beraber Paris'i yeniden gezmiş kadar oldum. Bu arada Eva'nın yüzünün hiç gülmeyişine dikkatinizi çekmek istiyorum. Siz ne diyorsunuz? Nasıl bir çiftler? Alakasız mı yoksa yakışmışlar ama ben mi kıskanmışım :)