Designer Hotel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Designer Hotel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Şubat 2013 Pazartesi

Pazartesi Sendromuna Tatil: Farol Hotel Cascais, Portekiz

Pazartesi Sendromunun ilacı Pazartesi Sendromuna Tatil köşemizde neredeyse 1 seneye yakın zamandır dünyaca ünlü moda evlerinin tasarımlarına el attığı büyük otellerin hepsini anlatmaya çalıştım. Son zamanlarda bu köşede yer vermediğim otel bulmak zor bir hal alırken, bir yandan da daha az bilinen, lokal moda tasarımcıları tarafından dizayn edilmiş odalara sahip olan otellerle karşılaşmaya başladım. Benim de daha önce duymadığım bu otelleri araştırmaksa, ayrı bir keyif haline geldi.




Bu hafta Portekiz, Cascais'de yer alan ve muhteşem manzarası ile göz doldurup, "suyun üzerine" inşa edilmiş olmakla övünen Farol Hotel'i inceliyoruz.



19. yy'da Cabrol Kont'una ait olan bir malikanenin 33 odasından 9 tanesi Potekiz'in en tanınmış tasarımcılarının vizyonuna emanet edilmiş. Aralarında Ana Salazar, António Augustus, Arkadius, Fátima Lopes, Miguel Vieira, Manuel Alves & José Manuel Gonçalves, José António Tenente, Paulina Figueiredo ve João Rolo gibi isimlerin olduğu tasarımcılar odalara kendi imzalarını atmışlar.




Tüm tasarımcılar kendi tasarım anlayışlarını kattıkları odalarda, otelin genel ruhuna uyan beyaz arka planı ihmal etmemiş ve bu tarihi eseri hem korumuş hem de modernize etmişler. 

Sessiz sakin yapısı ile görülmeye değer bir yer olan Farol Hotel, Portekiz'e yolunuz düşerse özellikle romantik tatilleriniz için güzel bir seçenek olabilir. 

Ayrıca aşağıdaki videodan da otele ait daha genel bir bakış açısına sahip olabilir, her designer suite'in görüntülerine ulaşabilirsiniz.


28 Ocak 2013 Pazartesi

Pazartesi Sendromuna Tatil: Tcherassi Hotel & SPA by Sylvia Tcherasi



Bu pazartesi herkes gibi olmayanlar için çok niş bir otel tanıyoruz. Yurtdışı tatillerinin aslında sadece Avrupa ve Amerika'dan oluşmadığını çok daha egzotik yerlerde de son derece şık ve rahat tatiller geçirebileceğinizi biliyorsanız Kolombiya, Kartaca'daki Tcherassi Hotel & SPA tam size göre.


Kolombiya'nın en tanınmış ve ünü yurtdışına da çıkmış eklektik tasarımcısı Sylvia Tcherasse tarafından kurulan otel 7 oda ve bir SPA merkezinden oluşuyor. SPA tatillerinin kocaman kalabalık resortlarda geçirilmesinin,beklenenn dinlendirici etkiyi yaratmaktan uzak olduğunu düşünenler için bir vaha niteliğindeki otelde en çok seveceğiniz şey, masajınızdan sonra odanıza ulaşmak için kilometrelerce yürümek zorunda kalmayacak olmanız.


18. y.'dan kalma bir yapının restorasyonu sonucu ortaya çıkan otelin odaları ve banyoları ise görülmeye değer. Yüksek tavanlar, orijinal taş duvarları ile geçmişinden kopmadan son teknoloji ile fonksiyonel hale getirilmiş odaları aradığınız iç huzuru bulmanıza yardımcı olacak şekilde tasarlanmış.


Ayrıca kendisine ait bir terası ve havuzu olan tripleks suite ile romantik bir tatil yapmak isteyen çiftler de düşünülmüş. Kişi başı 240 Euro'dan başlayan fiyatlarıyla, egzotik bir Kolombiya tatili geçirmeyi bekleyenler için Tcherasse Hotel & SPA'yı radarınızda tutun.

21 Ocak 2013 Pazartesi

Pazartesi Sendromuna Tatil: Continentale Florence by Salvatore Ferragamo

Daha önce 3 farklı otelini daha incelediğimiz Salvatore Ferragamo bu kez de Floransa'daki Continentale otel ile pazartesi sendromumuzu gideriyor.


Uçsuz bucaksız bir resort olmadığı ve şehrin tam kalbinde olduğu için, Continentale Floransa küçük alanından yararlanarak çok sıcak bir ortam yaratmayı başarmış. Beyaz rengin hakimiyeti ve ahşap detaylar, otele sıcak ama yazlık bir hava veriyor.


Oda ve suitlerde yaratılan sıcak hava, ailecek gidilen yazlık evleri hatırlatıyor. Sizi bir otelden çok, evinizdeymiş gibi hissettiren aynı zamanda muhteşem tarihi Floransa manzarasına sahip odaları sayesinde yabancılık çekmeden kendinizi oranın yerlisi gibi hissedebilirsiniz.


Ayrıca duvarlarındaki Marilyn Monroe, Audrey Hepburn gibi ikonların fotoğraflarının bulunduğu otel, desensiz ve bembeyaz fonuna modern bir dokunuş da getirerek tekdüzelikten kurtuluyor. Hem kafanızı dinlemek hem de çok romantik ve rahat bir Floransa tatili geçirmek için 155 Euro'dan başlayan fiyatlarıyla da çok makul.

14 Ocak 2013 Pazartesi

Pazartesi Sendromuna Tatil: Missoni Hotel Edinburgh


Geçen sene Pazartesi Sendromuna Tatil dizisinin ilk yazısı, yine bir Missoni oteli olan Missoni Hotel Kuwait olmuştu. Her şey o otelle başladı da diyebiliriz. Şimdi neredeyse 9 ay sonra bu kez Missoni Otellerinin ilki olan Missoni Hotel Edinburgh'tayız. Dışından gri, sıkıcı bir blok gibi görünen otelin kapısından girdiiğniz anda bambaşka bir dünyaya adım atıyorsunuz.


Rengarenk lobisi ve barı Missoni'nin hareketli, desnlerle dolu ve kendisini göstermekten korkmayan vizyonunun bir eseri. Parlak renkler yağmurlu İngiltere'nin karanlığından bir kaçış adeta.


Koridorlarında ve odalarında da her türlü parlak rengi bir arada görebildiğiniz otelin yatak odalarında Missoni'nin imzası haline gelmiş zigzag desenler yastıklarda, yatak örtülerinde ve perdelerde görülüyor.


Otelin banyolarında bile renk ve desen kullanımından kaçınılmamış ama bu kadar cesur elemanın bir arada kullanılmasına rağmen, bir karmaşa yaratmamayı da başarmış tasarımcı.


Detaylarda hareketli, canlı Missoni imzasını mutlaka fark edeceğiniz otel, aynı zamanda Marcel Sandes, Eero Saarinen, Arne Jacobson ve Hans Wegner gibi tasarımcıların da işlerini barındırıyor. Ayrıca her odada Bang & Olufsen TV'ler ve Jacob Jensen telefonlar görmek mümkün.

Edinburgh'a yolunuz düşerse, merkezi konumunu da göz önünde bulundurarak, Missoni Hotel Edinburgh'u da kalınacak yerler listenize ekleyebilirsiniz.

7 Ocak 2013 Pazartesi

Pazartesi Sendromuna Tatil: Armani Hotel Milano



Milano'nun moda olduğu kadar iş merkezi de olduğunun bilincinde olan Armani, bu hafta Pazartesi Sendromuna Tatil köşemizin konuğu oluyor. Tam anlamıyla iş adamlarını hedefleyen bir tasarıma, Armani'nin kendi içinde de profesyonelleri hedefleyen moda anlayışı eklenince ortaya gereksiz süsleme ve detaydan uzak, yalın bir otel çıkmış.


Yatak odalarında da sadece fonksiyon düşünülmüş gibi dursa da ustaca hesaplanmış şık detaylar ve koyu ve nötr renklerin buluşması ile tamamen dinlendirici bir hava yaratılmış.


Her süit banyolarında hakim olan maskulen havanın hakimiyetinde. Bir ofis kadar soğuk detayları ile beni biraz rahatsız etti açıkçası. Ev sıcaklığı yaratılan bir alan olması gerekirken bu kadar "otel" kokması sinir bozucu. Ama burada hedeflenen profesyonellerin bir çoğunun yalnız erkekler olduğunu düşünürsek pek de umurlarında olmayacaktır :)


Suitlerde maskulen detaylar aslında soğuk havayı yaratan ofise özgü detaylarla hoş bir uyum oluşturmuş. Yemek masalarının gerektiğinde toplantı masaları halini alabilecek büyüklükte olması da hoş bir detay.


Odaların diğer yerlerinde de yine çok sert hatlara sahip mobilyalar dikkat çekiyor.
Eğer tamamen otelde olduğunuzu hissedeceğiniz ama sessiz sakin ve çocuksuz olacağına neredeyse emin olabileceğiniz Armani Otel, iş gezileriniz için Milano'da bir seçenek olabilir.


31 Aralık 2012 Pazartesi

Pazartesi Sendromuna Tatil: The Breakers Imperial Designer Suite by Badgley Mischka

 2012'nin son gününün bir pazartesiye denk gelmesi, bu senenin son otelini de yeni yıl heyecanı yaşarken sizlere ulaştırıyor. Palm Beach'te muhteşem okyanus manzarası ile The Breakers Hotel, Imperial Designer Suite'i 2011 yılında girdiği $80 m. tadilat sırasında gelinlik ve Haute Couture dünyasının parlak çocukları Marx Badgley ve James Mischka'ya emanet ediyor.


1700 metre karelik suite'te  bir ana salon, bir ebeveyn yatak odası, banyo ve Atlantik Okyanusu'na bakan 6 kişilik bir yemek alanından oluşuyor. İkilinin gelinliklerinde de diğer tasarımlarında da öne çıkan lüks ama yalın tavır odaya da yansımış. Somon rengi, bej ve doğal toprak tonlarının hakim olduğu yaşam alanındaki tüm mobilyaların  yapımından duvar renklerinin seçimine kadar her alanda Badgley Mischka dokunuşu hakim.


Banyo ise ahşapları ile lüks bir yat banyosu hissini uyandırıyor, bu hissi okyanusa bakan küçük penceresi ile de pekiştiriyor.

The Breakers Hotel, Palm Beach'teki bu muhteşem suite aslında tam da balayı için düşünülebilecek, sakin ve yalın lüksüyle sizi dinlendirebilecek yer.

17 Aralık 2012 Pazartesi

Pazartesi Sendromuna Tatil: Eloise Suite at The Plaza Hotel


Bu hafta hello kitty'i kıskandıracak, cicişleri mutlu edecek, Kendi'nin pembe Range Rover'ından bile pembe bir pazartesi sendromu ilacı ile karşınızdayım. Moda'nın süper babaannesi Betsey Johnson'ın elinden çıkan, New york The Plaza Hotel'in Eloise Suite'i bu yazının sonunda pembe renkten nefret etmenize sebep olabilir.


Eloise, bildiğiniz gibi dadısı ve evcil hayvanları ile beraber Plaza Hotel'de yaşayan bir çocuk kitabı kahramanı. Kitaptaki karakterin Plaza Hotel'de bir odası olsa nasıl olurdu acaba diye düşünerek odayı tasarlayan Betsey Johnson, küçük kız çocuklarının hayallerini süslemek istiyorsa, bunu sonuna kadar başarmış. Hatta keşke büyümüş, kocaman insanlar olmuş kadınlar için kıyafet tasarlamayı bırakıp sadece bu işe girse.


Suit aslında iki bölümden oluşuyor. Pembeler, çiçek baskıları, kalpler, çiçekler böceklerin bu kadar fazla olduğu bölüm sizin küçük Eloise'iniz için ayrılan bölüm. Yan tarafında ise ebeveyn odası mevcut.


En küçük ayrıntısına kadar küçük kızların hayallerini süslemek için tasarlanmış bu odada kalmanın bedeli ise yaklaşık 1000$ kadar.


Madem konumuz Plaza Hotel ve Eloise, o zaman otelin içindeki Eloise dükkanından da bahsetmeden olmaz. Dünyanın en fotojenik mekanlarından biri olarak da değerlendirilebilecek bu mağazanın bir bölümü de doğum günü partileri için kullanılan Tea Party bölümü.


Özellikle küçük yaşta kız çocuğu olanlar için New York tatillerinde değerlendirilebilecek bir mekan ama bir kez gittikten sonra hayatınız bir daha asla eskisi gibi olmayabilir, sizin ufaklığın evde mutlu olma oranı azalabilir.

10 Aralık 2012 Pazartesi

Pazartesi Sendromuna Tatil: Le Notre Dame Paris by Christian Lacroix

Kış artık hepimizi ele geçirdiğine göre tatil hayalleri kurmak daha da tatlı geliyor. Bu hafta Paris'teyiz. Hem de en güzel yerinde, Notre Dame Katedralinin hemen yakınında, Le Notre Dame'dayız. daha önce bu köşede incelediğimiz Hotel Bellechasse ve Hotel du Petit Moulin'ı elden geçirmiş olan Christian Lacroix ise bu şaheserin yaratıcısı.


Notre Dame manzarası, Lacroix'nın "more is more" anlayışı, Paris ve orta çağ kökleri bir araya gelince son derece renkli ve modern ve tarihinin bir araya geldiği tam anlamıyla eklektik bir otel ortaya çıkmış. Lacroix'nın bu otel işindeki başarının moda işindekinden çok daha müthiş olduğunu düşünüyorum.


Her biri birbirinden farklı 26 odadan oluşan otelde odalardan mobilyaların tamamını da çıkarsanız sadece duvarlarda kaneviçe işi gibi duran kağıtları ve yerlerdeki orta çağ malikanelerindeki taşlara benzeyen halılarıyla sizi yine de büyüler.


Otele alçak tavanlar ve çatı pencereleri de inanılmaz sıcak bir hava veriyor. Bunun dışında çok kocaman suitelerde kalmayı seviyorsanız Le Notre Dame size göre değil. Ama eğer Paris'te tarihi ve aynı zamanda da lüks bir yerda kalmak isterseniz burası biçilmiş kaftan. Ayrıca yine Ritz Paris'te Coco Chanel Suite'te kalarak vereceğiniz 4500 Euro ile karşılaştırdığınızda Le Notre Dame'ın 200 Euro'luk fiyatı çok daha makul gelecektir.

3 Aralık 2012 Pazartesi

Pazartesi Sendromuna Tatil: St Regis Dior Suite

Uzun süredir devam eden Pazartesi Sendromuna Tatil köşesinde artık otel bulmakta biraz zorlanıyorum açıkçası. Sizden yorum ya da mail yoluyla gelecek olan önerilere sonuna kadar açığım ama şimdilik Ritz Paris Coco Chanel Suite'in çok ilgi görmesi sonucu, tasarımcıların tüm oteli değil de sadece suiteleri elden geçirdiği örnekleri incelemeye karar verdim. İlk konuğumuz, St Regis New York'ta, 2011 yılında faaliyete geçen, Dior Suite.



New York'un tarihi sembollerinden biri olan St Regis Otel, hem şehrin en lüks yerindeki konumu, hem de bir asırdan uzun zamandır lüks konaklama denildiğinde akla gelen yer olma özelliğiyle, 1991 yılında Dior ile yaptığı iş birliğini, 20 yıl sonra yenilemeye karar veriyor ve ortaya müthiş bir sonuç çıkıyor.


Suit normalde 1 yatak odası olarak tasarlanmış ama isteğe göre iki yatak odalı hale de getirilebiliyor. 1700 sq  ft olan suit 5. Cadde ve 55. Sokağa bakıyor. Yani iç açıcı bir manzarası var da diyebiliriz. İç mekanın tasarımı tamamen Paris'teki Dior atölyesinden ilham alınarak yapılmış. Duvarlar aynı uçuk gri, mobilyalar ise dünyanın her yerindeki Dior mağazalarında bulunabilecek parçalardan seçilmiş.


Her türlü konforu zaten St. Regis farkıyla bulabileceğinizi söylememe gerek yok sanırım. Aynı zamanda New York'taki tatilinizi mükemmel tasarımlı bir oda ile taçlandırmak isterseniz gecelik yaklaşık 8500 $ kadar gözden çıkartmanız lazım. 

19 Kasım 2012 Pazartesi

Pazartesi Sendromuna Tatil: The Hotel of South Beach by Todd Oldham

Miami eğer sizin için sadece Sibel Can'ın evinin olduğu ve her yaz TeleVole'lerde izlediğiniz bir yerin ötesindeyse, bu pazartesi sendromumuzu gidermek için güzel bir destinasyon olabilir diye düşündüm.
The Hotel of South Beach konumu sebebiyle dinlendirici ve sakin bir tatil geçirmek isteyenlere göre.



Gereksiz tek bir parça mobilya ile göz yorulmamış, iç dekorasyon karıştırılmamış. Renklere her zaman inanan Todd Oldham, oteli hem lüks ve minimal hem de renkli tutmayı başarmış.



Kocaman resortların tamamen dış dünyadan soyutlanmış konumlarından hoşlanmıyorsanız, The Hotel of South Beach bu derdinizi de çözüyor ama aynı anda da deniz kenarında olması ve kocaman havuzu ile sizi şehirden tamamen uzaklaşmış da hissettiriyor. Miami tatilleriniz için aklınızda olsun.

5 Kasım 2012 Pazartesi

Pazartesi Sendromuna Tatil: Portrait Suites Rome by Salvatore Ferragamo

İtalya'ya özellikle de Roma'ya gidiyorsanız tarihle iç içe olmak zorundasınız. Eğer niyetiniz başka bir şeyse Roma'ya gitmeyin :) Bu hafta, bu tarih kokan şehrin tam ortasında lüksün ve rahatlığın sembolü olabilecek nitelikte bir oteldeyiz: Portrait Suites.

Salvatore Ferragamo imzalı bu otel aslında 14 suit ve stüdyodan oluşan küçük bir apartman. İspanyol Merdivenlerinin hemen yanında, Salvatore Ferragamo mağazasının üst katlatına kurulmuş olan otel, hem şehrin içindeki tarihi havayı koklamanız hem de alışverişinizi yapmanız için mükemmel bir lokasyonda.


İtalyan stili denilince akla gelen bir çok şeyin oluşmasında parmağı olan büyük ayakkabı ustası Salvatore Ferragamo'nun tarihine giden özel parçalarla süslü otelin en büyük silahı ise muhteşem manzarasıyla teras restoranı.


Her müşterisi için ayrı bir ahşap ayakkabı kalıbı olmasıyla ünlü Ferragamo'nun bu kişiye özel uygulamasından ilham alınarak farklı isteklere göre düzenlenen suitlerde her türlü konfor düşünülmüş. Gri ve açık pembenin tonları ile otel soğukluğundan kurtulup kendinizi evinizde hissedeceğiniz bir ortam yaratılmış.


Bir yandan çok sıcak, diğer yandan da istemediğiniz kadar ayrıntılı Concierge servisi, kişisel asistan teminine kadar giden hizmetler, sanat tarihçileri ve arkeologlar tarafından hazırlanmış özel Roma turları ile lüksü yeniden tanımlayan otel, lokasyonuyla da Roma'da kalınacak yerler listenizin başına oturabilir.

8 Ekim 2012 Pazartesi

Pazartesi Sendromuna Tatil: Sixty Hotel by Miss Sixty

Bu pazartesi sendromumuzu giderecek olan otel Riccione, İtalya'daki Sixty Hotel. Daha önce Miss Sixty ayarında bir marka olan Diesel tarafından dizayn edilmiş Uxua Resort'u incelemiştik. Bu kez hem lokasyon hem de tarz anlamında, tamamen karşı tarafta duran Sixty Hotel'e bakıyoruz.


Öncelikle benim en çok dikkatimi çeken şey, otelin dışı ve ortak kullanım alanları nispeten daha feminenken odalarının çok maskulen olmasıydı. Tamamen modern elementlerin hakimiyetinde olan otel, genç ve dinamik görünüyor. Miss Sixty bu anlamda çok başarılı bir sonuç almış.


Odalar maskulen derken cidden aşırı maskulen olduklarını ima etmeye çalışmıştım. Koyu renkleri ve minimal tasarımlı mobilyaları, siyah banyoları ile, New York'ta yaşayan genç ve bekar bir erkeğin Loft'undan alınmış gibi görüntülerle karşılaşabileceğiniz odalarında rahatlık ön planda.

İtalya'ya romantik tatil için gitmiyorsanız, listenize almanız gereken yerlerden birisi olacaktır.

1 Ekim 2012 Pazartesi

Pazartesi Sendromuna Tatil: Puntacana Resort & Spa by Oscar De La Renta

Bu pazartesi kırmızı halının hakimlerinden biri ve elagan şıklığı yeniden tanımlayan kişi, Oscar de la Renta'nın elinin değdiği müthiş bir otel inceliyoruz: Puntacana Resort & Spa at Tortuga Bay.


Cennetten bir köşe olara adlandırılabilecek olan Dominik sahilerinde, Karayiplerin açık mavi sularını kendisine arka plan olarak alıp doğayla iç içe ama aynı zamandada ultra lüks bir tatil sunmayı amaçlıyor.


Daha önce bu köşede incelediğimiz otellerden farklı olarak bu otelde, tasarımcı kendisini geri çekip daha duyarlı ve minimal alanlar yaratmak istemiş. Normalde alışık olduğumuz Oscar de la Renta işçiliği, ayrıntısı ilk başta gözümüze sokulmuyor. Her şey daha sakin, daha gösterişsiz. Bu da hayatını çok daha hareketli ve karmaşık yaşayanlar için lüks bir doğaya dönüş sağlıyor. Gözleriniz bile dinleniyor.


Otelin geneline hakim olan bu sakin hava odalara da yansımış. Gözlerinizi, ruhunuzu ve bedeninizi dinlendirmek için müthiş bir seçenek olabilecek bu otel, hedef kitlesi olan "elit tabaka"nın en azından biraz daha sade bir yaşamla arasında bağ kuruyor.

10 Eylül 2012 Pazartesi

Pazartesi Sendromuna Tatil: Uxua Resort by Wilbert Das (Diesel)

Biliyorsunuz araya giren yaz tatili ile birlikte Pazartesi Sendromu'na Tatil köşesine ara vermiştik. Hem be tatilde yeterince araştırma yapamıyordum, hem de zaten bir çoğunuz tatildeyken pazartesi sendromu yaşamıyordunuz :) 


Pazartesi sendromumuzun ilacı otellerin dönüşünü inanılmaz huzur verici ve sakin bir yerle yapmak istedim: Uxua Resort. Brezilya'daki bu otelin her kulübesi Diesel'i Diesel yapan Wilbert Das'ın vizyonu ile tasarlanmış.


Kusursuz bir sahile yerleşen resort aynı zamanda kulübelerin arasına giren ve doğal bir gölet gibi görünen havuzu ile de size ormanda bir tatil yapıyormuşsunuz hissi veriyor. Bahçesinde ise huzur bulabileceğiniz küçük alanlar yaratıyor.



Her biri farklı dizayn edilmiş odalarında balıkçı kulübelerinden ilham alınan otelde, teknolojiden uzaklaşıp tam anlamıyla kafanızı dinleyebilirsiniz. Balayı çiftleri için de düğün telaşı sonrası için ilaç gibi gelecek bir yer burası. Her şey çok doğal ve sakin görünüyor, fotoğraflardan bile huzur buldum valla.

Siz de her Türk gibi tatile gidip, orada burada gezmekten, geceleri eğlenmekten ve alkol tüketmekten, eskisinden de yorgun bir şekilde tatilinizi noktalayanlardansanız, sevgilinizi alıp Brezilya'ya kaçmanın tam zamanı :)

2 Temmuz 2012 Pazartesi

Pazartesi Sendromuna Tatil: Calridge's Hotel by DVF

Bu pazartesimizin sendrom savarını aslında yaz tatili bölgesi sayılamayacak olan Londra'dan seçtim. Her ne kadar yaz tatili için ideal şehir olmasa da Londra'da tatile gidecek olanlar için güzel bir otel, Calridge's Hotel.


Restoranları ve ortak alanlarıyla zaten süper şık olan otelin 20 tane odasına 2010 yılında Diana von Furstenberg eli dokunmuş. Envelop elbisenin kraliçesi, imzasını tatil sektörüne de bırakmış böylece.


Klasik tarzda döşenmiş odalara Diana von Furstenberg'in imzası haline gelmiş olan desenler katılmış. Geniş ve ferah suitlerdeki banyoların ise her biri birbirinden güzel.


Otelin en süslü ve üzerinde düşünülmüş mobilyaları ise yatakları. Her biri birbirinden farklı yataklar, yorucu bir günden sonra sizi karşılamasından asla şikayetçi olmayacağınız rahatlıkta görünüyorlar.

Karanlık Londra günlerinizi sıcak ortamı ve süper lüks odaları ile renklendirecek bir otel olacağı kesin.