fashion etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fashion etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ekim 2013 Cuma

2014 Yaz Modasında Great Gatsby Esintileri

Modanın filmleri etkilediği de görülmemiş şey değildir ama asıl sinemanın moda üzerindeki etkisini göz ardı etmek neredeyse imkansız. Anna Karenina vizyona girdikten sonra artan Rus referanslarını da görmüş insanlar olarak The Great Gatsby vizyona girip fırtınalar kopardığında yeni koleksiyonların 1920'lere gönderme yapacağını hepimiz biliyorduk. 



Mercedes Benz Fashion Week Istanbul kapsamında sunulan Raisa Vanessa Sason ve Tuvanam'ın İlkbahar Yaz koleksiyonlarında da Great Gatsby'nin etkisini görmemek için kör olmak lazım. Püsküller, vaklı saçlar, koyu renk dudaklar, görünmez kaşlar, düşük beller ve kocaman şapkalar ve bol bol işleme ile tam anlamıyla 1920'lere döndüren bu koleksiyonların yeni-vintage havasına bayıldım. 



Raisa Vanessa Sason, podyuma bile çıkarttığı Ajda Pekkan ile özdeşleşti ve Tuvanam da neredeyse her ünlüyü bir kez giydiriyor. Gelecek yaz tüm sosyeteyi 1920'lerden ışınlanöış gibi görebileceğimizi şimdiden söylemiş olayım.

6 Aralık 2012 Perşembe

Miroslava Duma for Louis Vuitton Mini





Son yılların en iyi stillerinden biri olarak Miroslava Duma'yı saymamak büyük haksızlık olur. Kendisi de minicik bir insan olduğu için olacak ki Louis Vuitton'un mini boy çantalarının tanıtım videosunda Hanneli Mustaparta ve Elin King ile birlikte rol alıyor. 2013 Resort koleksiyonu için çalışılan bu modeller tam da geçen hafta şu yazımda da bahsettiğim gibi hem kullanışlı hem de çok şirinler. Bu arada videoda arkada çalan müzik de hoşunuza gidecek diye düşünüyorum.


5 Aralık 2012 Çarşamba

Beklenen İsim Alexander Wang

Biliyorsunuz Nicholas Ghequiere, Balenciaga'nın kreatif direktörlüğü koltuğundan çok kısa bir zaman önce ayrıldı. Kulislerde bir isim de konuşulmazken meydana gelen bu olay sonrasında 29 yaşındaki Alexander Wang'ın Balenciaga Kadın, Erkek ve Aksesuar koleksiyonlarının tasarımcısı ve markanıın yeni kreatif direktörü olmasına karar verildi.


Balenciaga'nın son zamanlardaki ticarilikten koleksiyonlarının sonucu olarak bu kadar "satan" bir isime yönelmiş olacaklar ki Wang ile ortaya çıkacak Balenciaga koleksiyonları şimdiden, bu kadar merak konusu oldu. Herkes Christobal Balenciaga'nın eserinin 30 yaş altı, bu moda dahisinin ellerinde hem sağlam ve sağlıklı hem de bol paralı bir şekilde hayatına devam edeceği düşünülüyor. Bu arada Alexander Wang ve T by Alexander Wang markalarını da devam ettirecek olan tasarımcının üzerindeki baskı da artmış olacak.

22 Haziran 2012 Cuma

Karl Lagerfeld Erkek Koleksiyonu

Biliyorum yaz sıcağına daha yeni kavuştuk ama maalesef moda bizim hızımızın çok daha üstünde ilerliyor. Geçen hafta olan London Men's Fashion Week'ten sonra erkek koleksiyonlarına bakarken bir anda aklıma Karl Lagerfeld'in ne yaptığını araştırmak geldi ve işte size genç genç, mini mini Karl'lar yaratacak koleksiyondan parçalar.


Bu arada herhangi bir şekilde siyah ve beyaz renk dışında bir renk görmeyi ümit edtmediğiğinizi düşünüyorum. Konu Karl olunca renk beklemek biraz fazla iyimserlik oluyor.


Ben açıkçası çok beğendim koleksiyonu ama çocukluğundan beri börekle çörekle beslenmiş türk erkeğine bu kadar skinny pantolon giydirmek yanlış bir karar olabilir :))))

10 Aralık 2011 Cumartesi

Pre-Fall Koleksiyonlarından En Sevdiklerim

Biliyorsunuz bir yaz bir kış koleksiyonu gördüğümüz günler çok geride kaldı. Resort var Pre-Fall var. Tüketim çılgınlığımızla beraber, arz-talep doğrusuna göre moda evleri de senede koleksiyon sayısını dörde çıkarttılar.
2012 Pre-fall koleksiyonlarından en sevdiklerimi sizlerle paylaşmak istedim ben de.

Bazı markalar vardır hava sıcakken daha yakındırlar size, bazıları da kış gelince aklınıza düşmeye başlarlar. Benim için Burberry Sonbahar'ın gelmesi ile beraber daha da önem kazanır. Tabi ki bunda efsanevi Trenchcoat'larının payı çok büyük. Önümzdeki sezon Burberry'nin Chanel'in en sevdiği materyal olan Tüviti, kendi kesimleri ile bir araya getirmesinden mükemmel sonuçlar çıkmış Aksesuarlar çok renkli ve çanta boyutları yine devasa.


 Hazır Chanel demişken, krallara layık bir sofrada, mükemmel bir ambiyansta gerçekleşen Paris-Bombay şovunun ilk yarısını pek beğenmedim. Ama parçalar yüzünden değil. Bombay konseptine uydurmak için fazla çaba harcayıp, bildiğiniz Parisienne parçaların üzerine etnik aksesuarlar eklemesini sevmedim. O detaylar olmadan klasik Chanel şıklığındaki parçalar süperdi. Yukarıdaki mavi elnise davetlerin kraliçesi olacak diyorum. Boy serisinin yeni varyasyonlar kazanan çantaları ise yıkılıyor. Soldaki gri kaban da bence evladiyelik bir parça olabilir.

 Calvin Klein minimalin en güzel örneklerini vermiş yine. Gereksiz abartı ve süsten uzak, kesinlikle her yerde, her zaman ve defalarca kullanılabilir parçalar yapmak konusunda yine üstüne yok. Lady akımına göz kırpan füme ceketine hayran oldum. Çalışan kadınların hayatını kurtarabilir. Ortadaki elbise de basenli kadının dostu kesimiyle kalpleri fethedecek. Trenchcoat da tam bir yatırım parçası.

Micheal Kors son senelerde daha da çok dikkatimi çekiyor. Bu yaz bol bol göreceğimiz bol, önü kısa arkası uzun etek trendinin devam edeceğini düşünerek kesimleri mükemmel mini-maksiler yapmış. Ortadaki beyaz kaban da yine "şimdi al her zaman giy" dediklerinden.
Bilmem fark ettiniz mi ama bu yazıda en çok yatırım parçalarından bahsettim.  Pre-Fall ve Resort koleksiyonlarında daha çok rastlanabiliyor parçalara. Çok ara dönem olduğu için mevsimlik ve daha kullanılabilir parçaları görmek daha da mümkün.

3 Aralık 2011 Cumartesi

Renkli Jeanler ve Erkekler

Şu ana kadar genel olarak göze güzel görünen şeylerden bahsettik. Ama çok moda olmasına rağmen kimse de çıkıp "Kral Çıplak" demediği için görmek zorunda bırakıldığımız, bence korkunç bir görüntüden bahsetmek istiyorum: Renkli Jeanler ve Erkekler.




Renkli jeanler ince bacaklı kadınlara çok tarz ve şık bir görüntü verirken, bence erkeklerde iğrenç duruyor. Beni geri kafalı görebilirsiniz ama İzzet'e zorla denettiğim renkli jean'le kabinden çıktığında attığım kahkaha yüzünden mağazanın camları kırılıyordu.
Erkeklerin bir çoğu kendileri için yenilikçi ya da tarz denilebilecek hiç bir şey üretilmediğinden şikayetçi olacaktır ama üzgünüm beyler, o renkli jeanlerle de dünyanın en komik tipi oluyorsunuz. Benim görsellerimin hepsi lookbook.nu dan alındı bu arada. Yani bu çocukların hiç biri Türk değil tiplerinden de anlaşılacağı üzere. Bizim köfteyle, börekle, pastayla beslenmiş çok daha yapılı erkeklerimizde ise görüntünün nasıl iğrenç olacağını varın siz düşünün.




Bazı hipster erkekler tarzlarına yedirebiliyorlar bu görüntüyü ama yine de maskulenlikten çok uzak bir parça olduğunu düşünüyorum. Siz ne diyorsunuz?

2 Aralık 2011 Cuma

Victoria's Secret 2011 Holiday Commercial- Extended Cut

Victoria's Secret melekleri her ne kadar sinir bozucu derecede guzel ve sempatik olsa da ne bizi ne de beyleri ilgilendiren bolumu bu degil. Biz kadinlar olarak onlarda bir kusur ararken erkekler de kendileri sanki birer Yunan Tanrisiymis da yanlarindaki kadin bir melek olmaliymis hayallerine dalarak izlerler her defileyi.
Ama senenin en heyrcan verici zamaninin Aralik ayi olmasinin sebeplerinden biri olarak rahatlikla Victoria's Secret showu gosterilebilir.

Ben olayin showun kendisi kadar showun PR basarisina bagliyorum. Oncesinde reklamlar teaserlar melekler nasil hazirlaniyor, nasil spor yapiyor, bir melek nedir ne yer ne icer konulu videolar, sneak peak adi altinda prova goruntuleri ve daha bir suru merak uyandirici kucuk seyle bizi bir senedir o an icin yasadigimiza inandiriyorlar. Herhangi bir defilede podyumdaki parcaya az cok benzeyen modeller seri uretime gecerken, VS bir couture showu duzenleyip bir hazir giyim line'i satan nadir markalardan oluyor.

Efsanesini surdurebilmek icin yaptigi her sey de ise yariyor zaten. Baksaniza sadece defile TV de gosterildigi sirada yayina cikan extended cut bir reklamlari bile var. Sadece 1 saat boyunca gosterilecek showun arasinda olacak farkli bir versiyon, farkli bir montaj yapmalari bile bu isi ne kadar guzel yonettiklerini gosteriyor.

25 Kasım 2011 Cuma

Gamze Saraçoğlu - Purely

Dün Gamze Saraçoğlu'nun Purely koleksiyonunun lansman brunchındaydık. Galata'da yapılan brunch çok eğlenceli ve keyifli geçti. Koleksiyonun modelliğini Ece Doğulu yapıyordu ve çok da yakışmıştı her şey.

Parçalar normalde Gamze Saraçoğlu'nda gördüğümüz ipekliler, pastel renkler ve uçuşan kumaşlardan çok uzak ama bu kötü bir şey değil. Daha kullanılabilir, günlük kombinlere uyarlanabilir parçalar. 


Bu sene çok gündemde olan yaka detaylı düz elbiselerin de örneklerini görebiliyorsunuz. Ofiste de brunchta da  akşam yemeğinde de kullanabileceğiniz fonksiyonel parçalar var koleksiyonda.

En iddialı parçalardan olan bu pantolon benim favorilerimden. Stylingini de çok beğendim. Bordo renk ile çok uyumlu olmuş desenli pantolon. Ceketsiz de çok şık durabilir ayrıca uzun bacak boyuna sahip kadınlarda düz ayakkabıyla da çok tarz durabilir.


Koleksiyondaki aksesuarlara da bayıldım ve en sevdiğim de bu altın tokalı kemer. Çok sade ama dümdüz siyah elbiseye kattığı hareket inanılmaz. Ayrıca kürk yelek de çok şık ve hayat kurtarıcılar listenize girebilecek seviyede.
biraz renksiz gibi görünüyor aslında ama bir tasarımcıdan almak isteyeceğiniz, her kadının gardrobunda bulunması gereken temel parçaların güncelleşmiş hallerinden oluşan çok güzel bir koleksiyon olmuş diye düşünüyorum. Siz ne dersiniz?



22 Kasım 2011 Salı

Babaanne Kazakları


 Eskiden yılbaşı zamanı en büyük korkumuz, aile büyüklerinden birinin kar desenli kazak hediye edip bizi iki arada bir derece bırakmasıydı. Onu giyip korkunç görünmek mi, yoksa giymeyip sevdiğiniz birini üzmek mi?



 Geçen sene D&G bizi bu dertten kurtardı sağolsun. Her yer kar deseni oldu. Bu sene de kalın, kocaman kazaklar var her yerde ve birçoğu kar desenli. Birçok modacı 2012 kış koleksiyonlarında bu trendi terk etmeyerek, geçmişe dönüş eğilimlerinin devam ettiğini gösterdi. Benim beğendiğim modeller genelde açık renkliler ama koyu renkliler arasından da çok güzelleri çıkıyor. Lacivert ve bordo tonlardakiler yüksek puan alanlar.

 Ben de kendime yaklaşan soğuk havalarda hem rahat hem de şık olabileceğim bir tane aldım. Zara’dan aldığım şu aşağıdaki kazak muhtemelen kışın casual üniformam olacak.

En güzeli de, artık bu chunky kazakları giyebilecek yeni yollar keşfederek, kendimizi bir 80’ler dizisinin yılbaşı özel bölümünden çıkmış gibi göstermemenin yollarını bulmuş olmamız. Ben size artık sokak modasının kutsal kitabı haline gelmiş lookbook.nu’dan birkaç örnekle yalnız bırakayım. Dünyanın her yerinde farklı tarzlara sahip gençlerin bu kazakları nasıl kullandıklarını göstereyim. 



Kat kat giyinmek için bu kocaman kazaklar çok uygun. Zaten en klasik yöntem de bunları üst üste giyindiğinizde kullanmanız. sıcak bir ortamda çıkartıp nefes almanız kolaylaşır hem :)



Çok cool'um derseniz, bir tayt ve botlarla da uzun olan versiyonları tamamlayabilirsiniz. En çabasız şekilde şık görünür kendinizi de yormamış olursunuz.

,
Ama her zaman için bu kalın kazakları incecik kumaşlarla birleştirmek en şık ve zarif etkiyi yaratıyor. Desenleri karıştırmaktan da korkmuyorsanız çok güzel sonuçlar alabilirsiniz. Ama yine de dikkatli olun da Frida Kahlo gibi görünmeyin sonunda. Bunun için de aksesuarı minimumda tutup, ayakkabı ve çantada çok minimal olmanızı ve üzerinizdeki tek bir desenli parçayla, büyük desenli kazağınızın desenini çarpıştırmanızı öneririm. Aksi halde sonuç kötü olabilir. 


21 Kasım 2011 Pazartesi

Gossip Girl 100. Bölüm Partisi - Blake Lively

Cipriani Wall Street, geçenlerde güzel bir event’e ev sahipliği yaptı. Artık konusundan sıkıldığımız, herkesin herksele sevgili olmasından dolayı bizim Kavak Yelleri’ne benzeyen Gossip Girl 100. Bölümünü kutladı. Biz de diziyi neden izliyorsak aynı sebeple fotoğraflara baktık: kıyafetler için.


Tam bir hayal kırıklığı yaşayan Blake Lively, Marchesa’nın 2012 Spring/Summer koleksiyonundan öyle bir elbise seçmiş ki 1920’leri geri getiren Boardwalk Empire’ın başrolünde oynasa yakışabilirdi. Ama ne yaşına ne çok güzel vücuduna, ne boyuna posuna yakıştıramadım. Ayrıca saçlarının rengi konusunda da acil eylem planı yapmalı artık, çünkü turuncu bir sarıya doğru gidiyor. 


Mesela ben olsam Blake Lively’nin yerinde, kendimi çirkin gösterebilecek bu kadar az şey varken gidip gidip onları seçmek yerine şu gördüğünüz mükemmel elbiseyle katılırdım davete. Kendi seçtiği çirkin ara boy yerine hiç değilse uzun ama göğüs dekolteli bir elbiseyle daha ağır görünürdü.





Aslında Marchesa konusunda her zaman başarılı olacağını da düşünmüş olabilir, hak veririm... Ben de 2010’da MET Costume Institute Gala’da böyle görünsem ben de her yere Marchesa giyerdim :) siz ne dersiniz, Blake’in bu halini beğendiniz mi?


18 Kasım 2011 Cuma

Moda Kitapları

Moda evlerinin sadece bir ürün satmaktan ötesini başarmaya çalıştığını biliyoruz. Bir konsepti, bir hayali satmaya çalışırlar. Hepsinin bir kimliği vardır. Bazılarınınki (Coco Chanel gibi) yaşayan bir kişinin kimliğinde saklıdır. Bazıları ise daha soyut kavramlar üzerine giderler. Lüks, kendisini bir hikaye, bir olay ve bir bakış açısıyla tanımlar. Bu yüzden tüketiciler akıl almaz fiyatlara razı olurlar. Çünkü taşıdıkları sadece bir çanta değil, ortak bilinçte o markanın insanların aklına getirdiklerini taşımış, kendisini onunla ilişkilendirmiş olur.

Bir markaya bu şansı en kolay verecek şeylerden biri partileri ise diğeri de koleksiyonerlerin peşinde  koştuğu, içindekilerden çok kapaklarına önem verilen süper lüks kitaplarıdır.  Markaların kitaplarında aslında içerik olarak vermeye çalıştıkları okuyucuyu ilgilendirmesi gerekirken hedef kitlenin bir çoğu sadece herkesin görebileceği kütüphanelerinde bulundurma amaçlı sahip oluyor bu kitaplara. Bunu bilen markalar da fiyatlandırma konusunda ellerini korkak alıştırmıyorlar.

Birkaç örnek paylaşayım dedim:
Alexander McQueen: Savage Beauty:



Zamansız ölümüyle kendisine ait her bir parçayı daha bir değerli hale getiren McQueen’in MET'teki sergisinin kitabı. Kapak görseli hem Lee’nin karanlık ruhuna, hem de gotik sayılabilecek tasarımlarına gönderme yapar.

 Chanel: Collections & Creations:



Thames & Hudson yayınlarından çıkan bu kitap, tam da yukarıda bahsettiğim amaca hizmet ediyor. Chanel nedir? Size nasıl bir rüya satar? Temasıyla tam da kendisinden bekleneni yapıyor. Siyah kapağın minimal tasarımı, beyaz orkidenin narinliği ve zerafeti de zamanına göre modayı çok daha minimal bir yere getirmek için çalışan Matmazel Chanel’e saygı duruşunda bulunuyor.

Louis Vuistton: Art, Fashion and Architecture:



Bu kitapta da dikkat edilmesi gereken Art’ın Fashion’dan önce gelmesi. Yaptığı her işi zanaatkarlık seviyesine taşıyan bir ekolü temsil eden Louis Vuitton’dan beklenen bir hamle ile sanat, modanın önüne çekiliyor. Bavul ve çanta tasarımından başlayan bu geleneğin şu anda Marc Jacobs’ın ellerine emanet tekstil bölümü için çok sanatsal ve heykelsi demek yerine daha ticari derdim ben ama yine de köklerine saygısından vazgeçmiyorlar. Modern dokunuş için de en klasik ve tanınan Monogram deseninin renkli versiyonunu kapakta kullanmışlar.

Valentino: Thames and Variations:


Modayı bırakıp o ünlü krımızı tonunu gençlere teslim eden, tam bir İltalyan denilebilecek Valentino Gravani’nin yarın asırı deviren markası Valentino, tam bir kırmızı halı markası. Kapağında kullandıkları çok konuşulup az sevilen boleroya anlam veremedim. Ben olsam klasik kırmızı tuvaletlerinden birini seçerdim.

Siz ne dersiniz? Yüksek fiyatlarına rağmen bu kitaplardan alıp her zaman elinizin altında referans kitap olarak bulundurmak mı? Yoksa içlerindeki her bilgiye nasılsa internetten ulaşılabildiği için boşa kalabalık yapmamak mı?

11 Kasım 2011 Cuma

Senhoa


Senhoa markası yeni keşfim. Aslında çok geniş ve bilinen bir line’ı olmamasına rağmen kendilerini o kadar güzel konumlandırmışlar ki, muadillerine göre çok daha uygun fiyatlı olan tasarımları da son derece çekici bu markanın müdavimi olabilirsiniz. 

Markanın amacı, insan kaçakçılığına maruz kalmış, küçük yaşta seks kölesi olmuş, küçük yaşlarda evlendirilerek şiddet görmüş kadınların sığınma evleri ve terapilerden sonra iyileşince normal hayata adapte olabilmeleri için kendilerine bir gelir sağlamak.


Bu kadınların ilk aşamada bakım ve yardımı aldıkları organizasyonlardan ayrıldıklarında tekrar eski hayatlarına geri dönmemeleri için güvenli bir şekilde çalışabilmeleri amacıyla onlara sabit bir gelir sağlayan marka süper model Coco Rocha ile yaptığı iş birliği sonucunda da çok güzel bir koleksiyon çıkartmış.
Coco’nun da rock chic tarzını yansıtan parçalar zincir ve kristallerin birleşiminden bir Ice Queen oluşturuyor. 


4 Kasım 2011 Cuma

Bu kış için en sevdiklerim...

Minimal olmak kolay değildir. Özellikle bizimki gibi oryental kültürle yoğrulmuş bir ülkede, minimal olurken paspal ya da özensiz görünmemeyi başarmak çok zordur.  Büyük mağazaların satın almacıları bile sade bir kıyafet ya da aksesuarı alırken iki kez düşünürler. Çünkü o ürünü satın alacak olan kişilerin bu ürüne verdiği parayı üzerindeki kocaman marka logosu ya da aşırı süslemeleri ile görünmesini istemek gibi bir eğilimde olmasından çekinirler.
Bu kış aldığım ve çok da severek kullandığım iki ürünü satın almanın zorlukları konulu bir girişle sizlere sunuyorum J



İlki minimalizmin eş anlamlısı Celine’in muhteşem Tote bag’i Cabas. Aslında bir yandan sack baglere benzeyecek kadar sade ve kullanışlı tasarımı sayesinde çok sakin, diğer taraftan da bu senenin shearling modasına gönderme yapan ön ve arka yüzüyle çok modern. Hiç beklemediğimiz, drama queen Christian Siriano’nun elinde görmek çok şaşırtıcı oldu. Ama hayat kurtaran çantalar listesine rahatça girebilecek bir model olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim.



İkincisi ise artık bir ikon olmuş UGG’ların çok daha zarif bir versiyonu. Chanel ne yaparsa mutlaka bir zerafet katıyor tabii. Senelerdir UGG’larla yaşanılan aşk-nefret ilişkisine bir son vermeyi başaran bu ayakkabılar, UGG’lar gibi fil patisine benzemeden de aynı rahatlık ve sıcaklığı yaşayabileceğiniz, casual kombinlerinizin bir numaralı kurtarıcısı olmaya aday bir parça. İsterseniz bileğini kıvırarak da giyebiliyorsunuz, yani uzunluk konusu sorun yaratmıyor.


Kışı assolist gibi görünmeden ve rahat geçirebilmeniz için ikisini de şiddetle tavsiye ederim. 

3 Kasım 2011 Perşembe

Emporio Armani Clutch




Bu aralar hangi çantaya sahip olmak lazım diye sorarsanız herhangi bir aşırı dozdan ölmek üzere Hollywood Starlet’inin elinde görülen modeli değil bu Giorgio Armani clutch’ı seçin derdim.  Zamansız görünümü, zincir detaylarındaki asiliğe kontrast klasik modeli ve kilometrelerce öteden bile belli olan kaliteli derisi ile bu sene her akşamı kurtarabilecek bir çanta peşinde olanlara önerim bu çanta olacaktır. 1495$ fiyatı ile muadillerine göre çok da uçmayan fiyatı, bir yatırım parçası olarak düşündüğünüzde çok da mantıksız görünmüyor. Ayrıca her tarafında logolar olan görmemiş modellerin yanında da çok klas duracağına şüphe yok.

31 Ekim 2011 Pazartesi

Kolyeler Savaşı


Dünyanın en kolay şeyi sade ama klasik bir kombini çok dikta çekici bir aksesuarla birleştirmektir herhalde. Aslında biraz oryantalist ve genel kanının aksine “more is more” diyen bir milletin kadınları olarak içselleştirmemiz uzun zaman alan “minimalist ama rafine” tarzı o kadar çabuk sahiplendik ki bu kez de herhangi bir risk alamaz olduk.
Risk Almaya Giriş 101 dersinde öğrenilmesi gereken ilk şey aslında çok dikkat çekici bir Balmain elbiseyi taşımak değil, çok sade ve hatta düz sayılabilecek bir Armani elbiseyi hareketlendirmek olmalı. Ya da “Siyah Kombininizle Kırmızı Ayakkabı Giyerken Korkmamak” şeklinde de bir konu ekleyebiliriz.



Sade kıyafetlerinizi hareketlendirmenin bir yolu şuradakiCharlotte Olympia’lar gibi ilgi çekici ayakkabılar giymekken, diğeri de birkaç sezondur podyumda görüp bayıldığımız ama kendimiz almakta tereddüt ettiğimiz “Statement Necklace” ı sahiplenmek olabilir.
Bu kış yine muhteşem örneklerini gördüğümüz bu kolyeler en büyük moda evleri tarafından kaçmir kazaklar, boğazlı trikolar ve beyaz dar kesimli gömleklerle kombinlendiler.




Özellikle baskın maskulen trend ile birlikte müthiş kontrastlar yaratabileceğiniz bu kolyeler üzerinizdeki kıyafetleri de olduğundan daha değerli gösterecektir. Birer yatırım parçası olarak en az 1 adet sahip olunması gereken bu kolyelerden en çok beğendiğinizin değil kıyafetlerinizden en az 5 tanesinin havasını değiştirecek olanın peşinden gitmenizi öneririm. 

30 Ekim 2011 Pazar

Dolce & Gabbana Women

Daha genç ve biraz daha ulaşılabilir markası D&G'yi kapatacağını açıklayan Dolce & Gabbana bir çoğumuzu depresyona sürüklemişti geçtiğimiz ay.
Paris'te Dolce&Gabbana mağazasını gördüğümde içimi yeniden bir hüzün kapladı. Bu kadar yaratıcı, kendinin kim olduğunu bilen, giydirmek istediği kadının kimliği konusunda da bu kadar net bir markanın genç line'ını öldürmesi biraz katliam gibi geliyor.
Mağazanın içinde Dolce & Gabbana kadınının gardrobunu canlandırmışlar. Hayatındaki tek aksiyon ünlü cenazelerine gitmekmişçesine siyah renk ağırlıkta olan bu koleksiyon benim gibi bir siyah aşığının gözlerinin kocaman büyümesini ve çizgi filmlerdeki gibi kalplerin havada uçuşmasını sağlamak için yetti.
Bu kadar yaratıcı mağaza konseptleri insanın içini açıyor. Aynen Louis Vuitton'ın yeni projesinde olduğu gibi insan bir şey almanın yanında, orada "bulunmak" istiyor.

27 Ekim 2011 Perşembe

Versace for H&M

H&M her sene olduğu gibi yine bu sene de flaş bir isimle iş birliği yaptı ve ümitleri boşa çıkarmadı. Türkiye’ye ilk geldiği sene Alber Elbaz eli değmiş Lanvin for H&M koleksiyonuyla gözlerimizi fal taşı gibi açan koleksiyonu Lanvin’in o klasik ama gösterişli ruhunu taşıyordu. 


Bu sene de Donatella Versace’nin bence biraz fazla seksi ve hatta Rus kadınlarına hitap edecek dünyasından fırlamış renkleri ve kesimleri H&M ile daha ulaşılabilir fiyatlara bürünüyor. Fakat koleksiyonda bir acayiplik söz konusu. Sanırım H&M Donatella’dan biraz daha mass’e hitap edecek parçalar istemiş ya da Donatella kendi koleksiyonlarını çok cüretkar bulmuş ve kesimleri sade ve daha az seksi tutup renklere oynamış.




“Sonia Rykiel meets Roberto Cavalli” bile denebilecek sonuçlarıyla koleksiyon tam bir renk patlaması. 17 Kasım’da rafa çıkacak ürünler için biraz fazla Küba’lı da diyebiliriz. Ama zaten bu parçaları giymek için alandan çok saklamak için alan oluyor biliyoruz ki.


Koleksiyonun aksesuarları, kıyafetlere göre biraz daha güzel diyebiliriz. Rio filmini anımsatan desenleriyle gözünüz kör olmazsa aksesuarlara bakmanızı tavsiye ederim. Ben çok fazla aksesuar paylaşmadım, tüm koleksiyonun ruhunu yansıtabilmek adına ama siz yine de bir göz atın J

21 Ekim 2011 Cuma

Jimmy Choo - ICONS

Tamara Mellon için kullanılacak bir terim varsa Famme Fatale'dır herhalde. Kocasının elinden kurtardığı/gasp ettiği Jimmy Choo imparatorluğundaki durum Jimmy Choo için iyi geride bırakılan beceriksiz koca için kötü olmuş denebilir (kibar kelimeler kullanmaya çalışıyorum).



Sonuç olacak süper güzel, star ışığı olan, kendisini de Jimmy Choo'lar dışında bir yerde hayal edemediğimiz mavi gözlü bomba Tamara Mellon, bu sene 15. yaşını kutlayan markası için, ikonik ayakkabılardan oluşan bir kapsül koleksiyon hazırlamış. Markasının yüzü olmaya da bayıldığı için küçük bir videoyla da bunu taçlandırmadan duramamış.

Ve bilin bakalım ne olmuş. Artık o da bir sosyal sorumlu, o da kendisini kadınların iyiliğine adamış! Bir anda konunun oraya nasıl geldiğine inanamayacaksınız :)

20 Ekim 2011 Perşembe

Pixie Market

Birçoğumuz için alışveriş yapmak yaratıcı bir süreç gibi işliyor. Herkesin gördüğü ve belirli bir çekicilik seviyesindeki her modeline saldırdığı luxury markalar ya da forma haline gelen hızlı moda markaları yerine Galata’nın ara sokaklarında ya da internetin karanlık köşelerinde ilham ve eşsizlik peşinde koşuyoruz.


Pixie Market, Asos ya da Net-a-Porter’den sıkılmış olanlar için hem yaratıcı stylingi hem de sunduğu parçalardaki vintage esintiler sayesinde kıyafetleri yaşayan objeler gibi sunuyorlar. Fiyatları da çılgın fahiş fiyatlar değil. Zaman zaman espirili zaman zaman başkaldıran parçaları özellikle bu parçaların tam tersi hanım efendilikte bir gardrobu bir anda gençleştirecek parçalarla dolu.




Buradan aldığınız her şeyi bir arada giyerseniz yaşınıza bağlı olarak Glastonbury Festivalinde takılan Kate Moss ruhu taşıyor gibi görünebilirsiniz ama kendi tarzınıza uydurup, bu rock-chic stili biraz yumuşatırsanız inanılmaz başarılı sonuçlar alabilirsiniz.

Not: Bundan sonraki Paris tatilimde kesinlikle ortadaki çantayı taşıyor olacağım.

15 Ekim 2011 Cumartesi

Lady Gaga For Viva Glam Masterpiece M.A.C.

Lady Gaga'nın bir kaç sezondur çok sevdiğimiz M.A.C ile iş birliği yaptığını Viva Glam  rujunun yok sattığını ve kendisinden beklenemeyecek kadar "kullanılabilir" bir ürün olduğunu bilmeyeniniz. yoktur. Haus of Gaga'nın Moda Direktörü yani kendisinin kostümlerini tasarlayarak bizi hayretlere düşüren isim Nicola Formichetti tarafından tasarlanmış çılgın ayakkabılarıyla karşımıza çıkıyor bu Viva Glam Masterpiece reklam filminde, Mother Moster. 


Soru: Bu bir ruj reklamına benziyor ya da en azından çağrışım yapmayı bari başarıyor mu?
Cevap: Konu Gaga ise asla beklentileriniz karşılanmaz. Ama şaşıracağınıza emin olabilirsiniz.


Siz ne dersiniz? Artık sıkılıyor muyuz yoksa beklediğimizden farklı şeyleri bize sunarak ufkumuzu açan bir sanatçıyla mı karşıyayız?