14 Mayıs 2012 Pazartesi

Pazartesi Sendromuna Tatil: Maison Moschino Milan




Pazartesi sendromuna karşı savunma kalkanımız 1840 yılında bir tren garı olarak hayatına Milan’da başlayan Maison Moschino.  En baştan uyarayım, bu oteli gördükten sonra başka herhangi, bir yeri beğenme ihtimaliniz baya azalacak.



Moschino bu otelin tasarlanması sırasında dışarıdan baktığınızda tarihi dokunun korunduğu ama kapıdan içeri girdiğinizde sürreal bir ortamın yaratıldığı, bir nevi masal diyarı yaratmaya çalışmış. Başarılı da olmuş. Pamuk şeker kıvamındaki salonu ve bulutları andıran ışıkları buna en güzel örnek.



Bir çok design hotelde karşılaştığımız birbirinin aynısı olmayan odalar, burada da görülüyor. Ama bu odalar o bildiğiniz odalardan değil. Cidden her biri başka bir masal anlatıyor. Yatağın içinden çıkan kurtla Kırmızı Başlıklı Kız’ı, gül yaprakları sayesinde American Beauty’i yaşayabilirsiniz.



Sürekli internette gördüğünüz o ağaçlı yatak da bu otelden. Tertemiz beyaz odasında bile minimalizmi kutularla yapılan dekoruyla kırmış. O kadar farklı ama hiç biri diğerinden aşağı kalır olmayan odaları var ki her gün başka bir odasında kalmak isteyeceğiniz oteller listesine girmesi son derece mümkün.



Detaylar ise bu otelin en önemli silahı. Alice Harikalar Diyarında’nın deli şapkacısına layık detaylarıyla Maison Moschino benim şimdiye kadarki Pazartesi Sendromu Otellerimin hepsi içindeki favorim. Odaların boyutu çok da önemli değil diyorsanız, Milan’a yolu düşenlere de mutlaka tavsiye ederim.

1 yorum:

fazılhan dedi ki...

Doğruyu söyleyeyim Maison Moschino beni ilk bakışta hep irite eder ama sonra gözüm alışınca "Ooyy" şeklinde naralara döner bu! Bu oteli genel olarak biliyordum. Hele o koltuk varya çiçekli gibi olan (Clouds odanın dokusundan) O koltuğa hastayım diyim. Parayı bulursam ne yapcam etcem alcam onu o derece ;) Zaten kariyer yapmadan parayı bulamam, kariyer yaparsam da Moschino da beni o koltuklardan biri için uygun görür bence :) Neyse konu açılmış bir kez daha göz attım odalara hatta favorilerimin adını tuttum :)

Benim favorim bir kere Half room denen zaad. Bu odayı ilk kez gördüm ama bayıldım :)
Onun Dışında Ivy roomu da çok sever, ona da bayılırım :)
Forest Room'u da severim. Ama nedense ben nette hiç görmedim. Bu Otelle ilgili bir tek şu elbise lambaları görmüştüm.
Luxurios Attic de ayrı güzel :)
Bir de little red riding hood favorim :)
Favorilerim dışında şunları da sevdim,
Clouds, Sweet room, Sleeping in a ballgown, Wallpaper room da ilginç ve Gold room. Bunlar dışındaki odaladan ise hiç haz etmedim.

Tam anlamı ile bir tasarım otel, Güzel bir Doğum günü hediyesi oldu bu bana :)