design etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
design etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Aralık 2012 Cuma

Damien Hirst ve Olsen'lerden Sanatsal Çanta

Damien Hirst, sanatın artık sanatçıdan ayrı bir şekilde değerlendirilebilmesinin mümkünatsızlığını kanıtlayan bir karakter. Bizden bir örnek vermek gerekirse, Haluk Akakçe gibi, sanatçı olarak kendisi de bir sanat eseri gibi eşsiz davranıyor. Pırlantalarla süslü kuru kafasını unutmak mümkün değildi mesela...

Şimdi de Olsen ikizleri ile beraber yaptığı projesinde, reçete ile satılan hapların da üzerinde olduğu çanta dahil olmak üzere, 6 adet, eski görünümlü sırt çantası tasarlamış. Çantlar 55.000 $ ve evet fazladan sıfır okumuyorsunuz, yazıyla elli beş bin :) GElirin bir kısmı Unicef'e gidecekmiş ama en azından güzel olsalar demekten kendimi alamadım.

Biz Türkler fasonun cennetinde, pazar alışverişinin göbeğinde yaşıyoruz ve belki de Olsen'lere cool gelen bu eski çantaların, özellikle de renkli puantiyeleri olanların çok benzerlerine her yerde, 15-20 TL'ye karşılaşıyoruz. Yani sonuç olarak belki projenin de belirttiği gibi "the product as art" iyi olabilir ama "art as the product" bence o kadar da iyi değil.

Ürünlerin yakından görüntüleri için aşağıdaki videoya bir göz atabilirsiniz:


21 Mayıs 2012 Pazartesi

Pazartesi Sendromuna Tatil: Hotel du Petit Moulin by Christian Lacroix

Gelmek bilmeyen yaza inat Pazartesi Sendromu'na Tatil serimiz son hız devam ediyor. Bu hafta daha öncekilerden farklı biraz daha küçük ve butik bir oteli inceliyoruz. Christian Lacroix tarafından dizayn edilmiş, Paris'teki Hotel Du Petit Moulin. 



Lacroix'nın artık kendi markası ile tasarım yapamayacağını öğrendiğinde onun desenlerini özleyeceğini düşünenler için bir rahatlama mekanı olan 17 odalık bu küçük ama en küçük ayrıntısına kadar tasarımı düşünülmüş otel hem şirin hem de konforlu.


Daha önce gördüğümüz Maison Moschino Milan gibi bu otelde de her oda farklı bir konseptte dekore edilmiş. Her biri minik ama Parisienne ruhu yaşamak isteyenler için odalardan oluşan otel tarihi eser gibi. Daha önce incelediğimiz Palazzo Versace, Gold Coast ve Armani Hotel, Dubai gibi her odası aynı olmasındansa tasarımcısından, olabildiğince çok dokunuş taşıyan bu tarz yerleri daha çok seviyorum ben açıkçası.



Her odada özellikle duvar kağıtları Lacroix'nın o çok renkli, bol katmanlı, desen üstüne desenlerinin duvarlarda hayat bulduğuna şahit olacağınız otel tam fotoğraflık. Sadece gece uyumak için gitmeyeceğiniz, gittiğinizde gözünüz gönlünüz açılsın istediğiniz bir tatil planlıyorsanız tam size göre.

15 Kasım 2011 Salı

Mawi

Daha önce kolyeler ile ilgili şu yazımı yazmıştım ve “statement jewellery” hakkında ne düşündüğümü de biliyorsunuz zaten. Dünyanın en kolay tarz sahibi görünme yolu, kendini gösteren bir aksesuarla birleşen sade bir kıyafet, sizi bir anda sıkıcı seviyede minimal’den, çabalamadan şık’a dönüştürebilir. 

Londra kökenli tasarımcı Mawi Keivom’un 2003 Londra Moda Haftası’nda tüm dikkatleri üzerine toplayan markası Mawi ise ihtiyacınız olan bu parçaları bulmanız için bir doğal kaynak adeta. Bir şeyleri kişiselleştirmek ve vintage’dan etkilenen tasarımcı etnik sayılamayacak kadar modern, futuristik sayılamayacak kadar köklerine bağlı tasarımları ile tam anlamıyla yatırım parçası sayılabilecek takılar tasarlıyor.


Metal işçiliğinin yanı sıra yarı değerli taşlarla yaptığı tasarımlar özellikle Dior’da görmeye alışkın olduğumuz cesur parçalar ortaya koyuyor. Siyah renge en çok yakıştırdığım Mawi tasarımları en sade görünümü bile, tek aksesuarla lüksle buluşturmayı başarıyor.


14 Kasım 2011 Pazartesi

Tube Wringer

Eğer ki siz de düzen hastası, titizliğiyle herkese illallah dedirten, özellikle de ortasından sıkılmış her diş fırçası tüpüyle, seri katil olmaya biraz daha yaklaşanlardansanız Tube Wringer tam size göre.



Kauffman Mercantile tarafından geliştirilmiş bu ürün çok kolay düşünülebilir bir dizaynı, küçük ama sinir bozucu bir sorunu çözmeniz için kullanıyor. Tube Wringler, sizi sadece ortadan sıkılan tüplerin sinir bozuculuğundan kurtarmakla kalmayıp, sonuna kadar kullanmak istediğiniz saç boyası tüpleri gibi tüplerden elinizle sıktığınız versiyona göre %35’e kadar daha verimli kullanmanızı sağlıyor. Ve her şeyin ötesinde bir inşaat makinesinin minyatürü gibi duran tasarımıyla çok şeker…



2 Kasım 2011 Çarşamba

Luxy Helmet




Saçı motosiklet kaskına benzeyen insanlarla dalga geçtiğimiz dönemlere tokat niteliğinde gelen cevap tasarımcı Daniel Don Chang’den geliyor. Luxy Vespa Kask’ı ya modelin yüzünün Twiggy’e olan benzerliğinden ya da kırmızı renginin tonundaki o retro hava yüzünden bizi geçmişe götürüyor. Bu kadar retro tavrın aslında bir noktadan sonra dalga geçme ile saygı duyma arasında tam olarak kendini nerede konumlandırdığını anlayamadığımız bir dünyada Luxy Helmet, Vespa’nın da ruhuna uygun olarak “geçmişe saygu duruşunda bulunurken geleceği düşünenler” kategorisine giriyor. Bu yüzden de International Design Excellence Award gibi çok iddialı bir ödülü altında ezilmeden taşımayı başarıyor.  


15 Ekim 2011 Cumartesi

Charlotte Olympia

Biz kadınlar her ne kadar gittiğimiz karanlık ve kalabalık yerlerde görünmeyeceğini kabullenmiş olsak da yine de ayakkabılarımızı her şeyden önde tutuyoruz. Bir çoğumuz kombinini yapmaya ayakkabısından başlayıp yukarı doğru çıkıyor. Bir çok durumda, dümdüz siyah bir elbiseyi şok edici bir ayakkabıyla tamamlayarak beklenemedik davetleri ve durumları kolayca savuşturuyoruz.



Charlotte Olympia da son zamanlarda bu eğilimin farkında olan tasarımcıların sonuncusu diyebiliriz. Ya da en azından ben kendisinin son sezonuyla "tamamdır" diyenlerdenim. Daha önce Nicholas Kirkwood ve Bruno Frisioni gibi ayakkabıda heykelsi formları benimseyen tasarımcıların yanına kendisini ekleyip hem çok zarif hem de son derece yaratıcı olabilen Charlotte Olympia ayakkabı koleksiyonlarımızda vazgeçilmez bir yer edineceğe benziyor.



Lazer kesimleri ile kazandırdığı doğal formlar, platform tasarımları ve ilgi çekici topukları, Louboutin'in kırmızı tabanları gibi imzası haline gelmiş olan Charlotte Olympia ayakkabılar yeni nesil arzu nesnesi.

14 Ekim 2011 Cuma

Şişe Deyip Geçmeyin

Bir yandan sağlıkla ilgili soru işaretleri bir yandan da gelecekte dünyamızın post-apokaliptik filmleri aratmayacak bir duruma geleceğine dair korkularımız bizi sıkıştırırken, sportmence yarışmak isteyenlerin imdadına bu doğa dostu su şişeleri yetişiyor.


Ben de spor yapan bir insan olarak plastik şişeler kullanmaktan hoşlanmadığım gibi, sahiplenmediğim şişeleri sürekli bir yerlerde unutarak susuz kalma sorunu çekiyorum. Hem tarzınızı yansıtacak hem de plastik şişe kullanımını azaltarak hem sizi hem de doğayı seven bu şişelerin en ünlüleri SIGG. Tüm dünyada “celebrity SIGG” olarak yer eden bu şişeler bebeğiniz için bile bulabileceğiniz envai çeşidiyle seçme işlemini çok zor hale getiriyor.


Şimdi yeni bir tane daha öğrendim o da Miir. Süper bir sitesi var ve çok sportmen duran bu şişeleri kendiniz tasarlayabiliyorsunuz. Dünyanın her yerine gönderdikleri bu şişelerin satışından – karmaşık sayılabilecek bir dizi aşamadan sonra – temiz su projelerine bağışlanıyor. Dünyanın her yerine gönderimleri var ve inanılmaz cool duruşlarıyla spor salonunuzun gözdesi olmanız için yeterli.